<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mIRCmRC mRC mIRC MircScript mIRCYukle mIRCindir TurkceMirc mirc mrc mırç mirç &#187; Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://www.mircmrc.com/mrc/hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mircmrc.com</link>
	<description>mRC Turk mIRC turkMirc TurkceMirc mrc Portali</description>
	<lastBuildDate>Sat, 12 Nov 2011 16:35:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>En Onemli An hikayesi hikaye hikayeleri</title>
		<link>http://www.mircmrc.com/en-onemli-an-hikayesi-hikaye-hikayeleri.htm</link>
		<comments>http://www.mircmrc.com/en-onemli-an-hikayesi-hikaye-hikayeleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Feb 2011 15:40:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[En Onemli An hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[En Onemli An hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[En Onemli An hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye oku]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye resmi]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeler oku]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[normal hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircmrc.com/?p=460</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar bir kralın aklına söyle bir düşünce geldi: &#8220;Eğer bir işe ne zaman başlayacağımı; kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en önemli şeyin ne olduğunu bilseydim, girdiğim her işi başarırdım.&#8221; Aklına böyle bir fikir düşünce, krallığın dört bir yanına, kim kendisine her iş için en uygun vakti, bu iş için en gerekli kişinin kim olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.mircmrc.com/wp-content/uploads/hikayeler1.jpg" alt="" title="hikayeler" width="305" height="167" class="alignnone size-full wp-image-461" /><br />
Bir zamanlar bir kralın aklına söyle bir düşünce geldi: &#8220;Eğer bir işe<br />
ne<br />
zaman başlayacağımı; kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en önemli<br />
şeyin ne<br />
olduğunu bilseydim, girdiğim her işi başarırdım.&#8221;<br />
Aklına böyle bir fikir düşünce, krallığın dört bir yanına, kim<br />
kendisine her<br />
iş için en uygun vakti, bu iş için en gerekli kişinin kim olduğunu ve<br />
yapılması gereken en önemli şeyin ne olduğunu öğretirse ona büyük bir<br />
mükafat vereceğini<br />
ilan etti.</p>
<p><span id="more-460"></span><br />
Bilgeler kralın huzurunda toplandı, fakat sorulara verdikleri cevaplar<br />
birbirinden tamamen farklı çıktı.<br />
İlk soruya cevap olarak; kimileri her hareketin doğru vaktini bilmek<br />
için<br />
önceden günlerin, ayların, yılların yer aldığı bir takvim hazırlamak ve<br />
sıkı<br />
sıkıya buna uyarak yaşamak gerektiğini söylediler.</p>
<p>&#8220;ancak böylece&#8221; dediler &#8220;her şey tam zamanında yapılabilir&#8221;.</p>
<p>Diğerleri ise her hareketin doğru vaktine önceden karar<br />
verilemeyeceğini,<br />
kişinin kendisini boş eğlencelere kaptırmayıp, hep daha önce olmuş<br />
olayları<br />
izleyerek en lüzumlusunu yapabileceğini iddia ettiler. Bu defa başka<br />
bilginler de kral neler olup bittiğine ne kadar ederse etsin, tek bir<br />
kişinin her hareket için en uygun vakte karar vermesinin imkansız<br />
olduğunu;<br />
kralın, her şeyin en uygun vaktini tespitte ona yardım edecek bir bilge<br />
kişiler konseyi kurması gerektiğini söylediler.</p>
<p>Fakat bu defa da başka bilginler; &#8220;Bir konseyin önünde beklemesi<br />
imkansız<br />
bazı şeyler vardır, bu işlerin yapılıp yapılmayacağına ancak tek bir<br />
kişi<br />
anında karar verebilir&#8221; dediler. &#8220;Buna karar vermek içinse neler<br />
olacağını<br />
önceden bilmek gerekir. Neler olacağını önceden bilenler de yalnızca<br />
sihirbazlardır. Dolayısıyla her hareketin doğru vaktini bilmek isteyen,<br />
sihirbazlara danışmalıdır.</p>
<p>İkinci soruya da aynı şekilde türlü türlü cevaplar geldi. Kralın en<br />
fazla<br />
ihtiyaç duyduğu, en gerekli kişiler bazılarına göre danışmanlar;<br />
bazılarına<br />
göre papazlar; bir kısmına göre hekimler; daha başka bir kısmına göre<br />
ise<br />
savaşçılardı.<br />
Üçüncü soruya, yani en önemli işin ne olduğu konusuna gelince; bazıları<br />
dünyadaki en önemli şeyin bilim olduğunu söyledi. Bir kısmı savaşta<br />
ustalaşmak; daha başkaları da dini ibadet dediler. Bütün cevaplar<br />
birbirinden farklı çıkınca, kral bunların hiçbirisini kabul etmeyip hiç<br />
kimseye de ödül vermedi.</p>
<p>Ama hala doğru cevapları alamadığı için, bilgeliğiyle ünlü bir<br />
münzeviye<br />
danışmaya karar verdi.<br />
Münzevi, hiç ayrılmadığı bir ağaç kovuğunda yaşar, yanına sade halktan<br />
başkasını kabul etmezdi. Bu yüzden kral üstüne sade elbiseler giyerek<br />
kendisini halktan biri gibi göstermeye çalıştı ve yola düştü.<br />
Münzevinin<br />
kovuğuna yaklaştıklarında atından indi ve muhafızını da geride bırakıp<br />
yola<br />
devam etti. Kral yaklaşırken münzevi kovuğunun önüne çiçek tarhları<br />
kazıyordu. Kralı gördü, selamlayıp kazmaya devam etti. Münzevi mecalsiz<br />
ve<br />
zayıf birisiydi;</p>
<p>küreğini toprağa her sokuşunda bir parçacık toprak çıkarıyor, soluk<br />
soluğa<br />
kalıyordu.<br />
Kral yanına gelip söyle dedi. &#8220;Ey bilge münzevi, size üç sorunun<br />
cevabını<br />
sormak için geldim. Doğru şeyi doğru zamanda yapmayı nasıl<br />
öğrenebilirim? En<br />
fazla muhtaç olduğum, dolayısıyla diğerlerinden fazla ilgi göstermem<br />
gereken<br />
insanlar kimdir? En önemli ve her şeyden önce kendimi vereceğim isler<br />
nelerdir?&#8221;</p>
<p>Münzevi kralı dinledi, ama cevap vermedi. Avuçlarına tükürüp kazmaya<br />
devam<br />
etti.&#8221;Yoruldunuz&#8221; dedi kral, &#8221; Küreği bana verin de biraz<br />
dinlenin.&#8221;Münzevi,<br />
&#8220;Sağ olun&#8221; diyerek küreği krala verip yere oturdu.</p>
<p>Kral iki tarh kazdıktan sonra durup sorularını tekrarladı. Münzevi yine</p>
<p>cevap vermedi; bu defa ayağa kalktı, elini küreğe uzattı ve söyle dedi:</p>
<p>&#8220;Biraz dinlenin; bir parça da ben çalışayım.&#8221;<br />
Fakat kral küreği ona vermeyip kazmaya devam etti. Bir saat geçti, bir<br />
saat<br />
daha. Güneş, ağaçların ardından batmaya başladı; sonunda kral küreği<br />
toprağa<br />
saplayıp söyle dedi: &#8220;Ey bilge kişi, senin yanına sorularıma bir cevap<br />
bulmak için geldim. Eğer cevap vermeyeceksen, söyle de evime gideyim&#8221;.</p>
<p>Münzevi, &#8220;Buraya koşarak birisi geliyor&#8221; dedi, &#8220;bakalım kim?&#8221; Kral<br />
arkasına<br />
döndüğünde bir adamın koşarak kendilerine doğru geldiğini gördü. Adamın<br />
karnına bastırdığı ellerinin altından kan sızıyordu. Kralın yanına<br />
ulaşınca,<br />
kendinden geçercesine inledi, sonra da bayılıp yere düştü. Kral ve<br />
münzevi,<br />
hemen adamın üstündeki elbiseleri çıkardılar. Karnında büyük bir yara<br />
vardı.<br />
Kral yarayı elinden geldiğince yıkadı, mendiliyle ve münzevinin<br />
havlusuyla<br />
sardı. En sonunda kan durdu, adam kendisine gelince içecek bir şey<br />
istedi.<br />
Kral dereden taze su getirip ona verdi. Bu arada aksam olmuş hava<br />
soğumuştu.<br />
Kral, münzevinin de yardımıyla yaralı adamı kovuğa taşıyarak yatağa<br />
yatırdı.<br />
Yatağa uzanan adam gözlerini kapatıp derin bir uykuya daldı. Kral,<br />
koşuşturmadan ve yapmış olduğu islerden öylesine yorulmuştu ki eşiğe<br />
çöktü<br />
ve uyuyakaldı; kısa yaz gecesi boyunca deliksiz bir uyku çekti.</p>
<p>Sabah uyanınca nerede olduğunu, yatakta uzanmış ve canlı gözlerle<br />
dikkatle<br />
kendisine bakan yabancının kim olduğunu uzun süre hatırlayamadı. Kralın<br />
uyandığını ve kendisine baktığını gören adam; &#8220;Beni affedin&#8221; dedi,zayıf<br />
bir<br />
sesle.<br />
Kral, &#8220;Sizi tanımıyorum, üstelik affedilecek bir şey yapmadınız ki&#8221;<br />
dedi.</p>
<p>&#8220;Siz beni tanımıyorsunuz, ama ben sizi tanıyorum&#8221; dedi adam. &#8220;Ben,<br />
kardeşimi<br />
astırdığınız ve mallarını elinden aldığınız için sizden öç almaya yemin<br />
etmiş bir düşmanınızım. Tek başınıza münzeviyi görmeye gittiğinizi<br />
öğrendim<br />
ve dönerken yolda sizi öldürmeye karar verdim. Ama akşam olduğu halde<br />
dönmediniz. Ben de sizi arayıp bulmak için pusulaya yattığım yerden<br />
çıkınca<br />
muhafızlarınıza rastladım, beni tanıyıp yaraladılar. Onlardan kaçtım<br />
fakat<br />
yaramdan çok kan akıyordu. Yaramı sarmasaydınız kan kaybından ölürdüm.<br />
Ben<br />
sizi öldürmek istedim, siz ise hayatımı kurtardınız. Eğer yaşarsam<br />
şimdiden<br />
sonra en sadık köleniz olup size hizmet edeceğim ve oğullarıma da aynı<br />
şeyi<br />
emredeceğim. Affedin beni.&#8221;</p>
<p>Kral, düşmanıyla bu denli kolay barıştığı ve onun dostluğunu kazandığı<br />
için<br />
çok mutlu oldu; onu affetmekle kalmayıp uşaklarını ve kendi doktorunu<br />
gönderip onun tedavisini yaptıracağını söyledi, ayrıca mallarını iade<br />
edeceğine de söz verdi.<br />
Yaralı adamla vedalaşan kral, kapının önüne çıkıp münzeviyi aradı.<br />
Gitmeden önce, sormuş olduğu sorulara cevap vermesini bir kez daha rica<br />
etmek istiyordu. Münzevi dışarıda, bir gün önce kazmış oldukları<br />
tarhlara<br />
çiçek tohumlarını ekiyordu.</p>
<p>Kral ona yaklaştı ve söyle dedi: &#8220;Sorularıma cevap vermeniz için size<br />
son<br />
defa yalvarıyorum!&#8221;<br />
yorgun dizlerinin üstünde çömelmeye devam eden münzevi, gözlerini<br />
kaldırıp<br />
krala baktı ve,<br />
&#8220;Cevabınızı aldınız&#8221; dedi. &#8220;Nasıl aldım? Ne demek istiyorsunuz?&#8221; diye<br />
sordu<br />
kral. &#8220;Anlayamıyorsunuz&#8221; diye cevapladı münzevi. &#8220;Dün eğer benim<br />
dermansızlığıma acımayıp su tarhları kazmasaydınız, gidecek ve su<br />
adamın<br />
saldırısına uğrayacaktınız ve yanımda kalmadığınıza pişman olacaktınız.</p>
<p>Yani en önemli vakit, tarhları kazdığınız vakitti; en önemli kişi<br />
bendim ve<br />
en önemli isiniz bana iyilik yapmaktı. Daha sonra bu adam yanımıza<br />
koşarak<br />
geldiğinde, en önemli vakit onunla ilgilendiğiniz vakitti, çünkü eğer<br />
onun<br />
yaralarını sarmasaydınız, sizinle barışmadan ölecekti. Dolayısıyla en<br />
önemli<br />
kişi oydu, en önemli iş de onun için yaptıklarınızdı.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bundan sonra şu gerçeği unutmayın:<br />
Tek önemli vakit vardır, içinde bulunduğunuz an. O an en önemli<br />
vakittir,<br />
çünkü sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi,<br />
kiminle<br />
beraberseniz odur, zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp<br />
görüşmeyeceğini bilemez; ve en önemli iş iyilik yapmaktır,</p>
<p>çünkü insanın bu dünyaya gönderilmesinin tek sebebi budur.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircmrc.com/en-onemli-an-hikayesi-hikaye-hikayeleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kardeslik hikayesi hikaye hikayeleri</title>
		<link>http://www.mircmrc.com/kardeslik-hikayesi-hikaye-hikayeleri.htm</link>
		<comments>http://www.mircmrc.com/kardeslik-hikayesi-hikaye-hikayeleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 16:33:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye oku]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye resmi]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeler oku]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kardeslik hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Kardeslik hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kardeslik hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[normal hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircmrc.com/?p=456</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar, birbirine bitisik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardes vardi.Günlerden birgün bu iki kardes arasinda bir anlasmazlik basgösterdi. Iki kardes arasinda o zamana degin ilk kez görülen anlasmazlik, giderek büyüdü ve kardesler arasinda ayriliga neden oldu.Iki kardes, birbirlerine yalnizca küsmekle kalmadilar, yillardir ortaklasa kullandiklari tarim makinelerine degin sahip olduklari tüm araç gereçlerini ve mal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.mircmrc.com/wp-content/uploads/hikayeler.jpg"><img src="http://www.mircmrc.com/wp-content/uploads/hikayeler.jpg" alt="" title="hikayeler" width="305" height="167" class="alignnone size-full wp-image-457" /></a><br />
Bir zamanlar, birbirine bitisik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardes vardi.Günlerden birgün bu iki kardes arasinda bir anlasmazlik basgösterdi. Iki kardes arasinda o zamana degin ilk kez görülen anlasmazlik, giderek büyüdü ve kardesler arasinda ayriliga neden oldu.Iki kardes, birbirlerine yalnizca küsmekle kalmadilar, yillardir ortaklasa kullandiklari tarim makinelerine degin sahip olduklari tüm araç gereçlerini ve mal varliklarini da ayirdilar. Küçük bir yanlis anlama sonucu baslayan anlasmazligi izleyen ayrilik,giderek büyüyen bir uçuruma dönüstü ve en sonunda yerini, karsilikli kullanilan hos olmayan sözlere birakti.Bunun arkasindan da beklenenler oldu ve kardesler arasinda önce siddetli bir kavga, sonra da ürkütücü bir sessizlik yasanmaya basladi.Bir sabah, bu iki kardesten büyügünün kapisina bir usta geldi.Elinde büyük bir marangoz çantasi vardi.<br />
Ev sahibinden geçici bir is istedi:<br />
-Yapilacak ufak tefek bir isiniz varsa, size yardimci olmak isterim,dedi.<br />
-Elimden hemen her is gelir. Birkaç gün çalisirim, isi bitiririm.Büyük kardesin aklina o an bir &#8220;is&#8221; geldi.<br />
-Evet, sana göre bir isim var` dedi ve küçük<br />
kardesinin çiftligini isaret etti.<br />
-Su derenin karsisindaki çiftlik, komsumundur. Daha dogrusu,benim küçük kardesime aittir o çiftlik. Geçen haftaya dek benim çiftligimle onun çiftligi arasinda bir otlak vardi.Sonra<br />
o, buldozeriyle oraya irmak bendi<br />
yapti ve simdi aramizda, otlak yerine, çiftliklerimizi birbirinden ayiran bir dere var.Is isteyen adam, büyük kardesin söylediklerini dikkatle dinledikten sonra sordu:<br />
-Benden ne yapmami istiyorsunuz? dedi.Büyük kardes önce kuskusunu, sonra da kararini<br />
<span id="more-456"></span><br />
açikladi:-Kardesim bunu, bana aci vermek için yapmis olabilir,dedi.-Fakat simdi ben, onun yaptigindan daha büyük bir sey yapacagim.Bunlari söyledikten sonra adami aldi, ahirlarin oldugu yere götürdü ve duvarin dibinde yigili duran kütükleri gösterdi: -Senden, bu kütükleri kullanarak, iki çiftlik arasinda üç metre yükseklikte<br />
bir çit yapmani istiyorum , dedi.<br />
-Kaç gün çalisirsan çalis, nasil yaparsan yap ama bana öyle bir çit yap ki,<br />
gözlerim kardesimin çiftligini artik görmek zorunda kalmasin.Is arayan usta, basini salladi:-Sanirim durumu anladim, efendim, dedi.<br />
-Simdi bana çivilerin, kazma küregin yerini gösterin ki hemen isime baslayayim.Büyük kardes ustaya kazma, küregin ve çivilerin oldugu yeri gösterdikten<br />
sonra, alisveris yapmak için kasabaya gitti. Usta ise, tüm gün boyunca ölçerek, keserek,çivileyerek sikı bir biçimde çalismaya koyuldu.Aksam günes batarken o isini bitirmis, çiftlik sahibi büyük kardes ise alisverisini tamamlamis, kasabadan dönüyordu. Çiftlige gelir gelmez ustanin yaptiklarina bakti ve saskinliktan gözleri, yuvalarindan firlayacakmis gibi açildi. Karsisinda, yapilmasini istedigi çit yoktu ama,derenin bir yakasindan öteki yakasina uzanan görkemli bir köprü vardi. Biri kendi çiftliginin topragina,<br />
öteki küçük kardesinin çiftliginin topragina oturtulmus saglam iki ayak üzerinde,yanlarindaki<br />
korkuluklarina varincaya dek tüm<br />
ayrintilariyla yapilmis ve tam anlamiyla &#8220;ustaisi&#8221; denilecek kusursuzlukta bir köprü uzaniyordu.Büyük kardes, hâlâ geçmeyen saskinligiyla bu köprüyü seyrederken,karsidan<br />
birinin geldigini gördü. Dikkatle baktiginda gelen kisinin, komsusu, yani küçük kardesi oldugunu anladi.Kardesi, kollarini iki yana açmis olarak köprünün karsi ucundan kendisine dogru yürüyordu.-Benim sana karsi yaptigim bunca haksizliga ve söyledigim bunca kötü sözlere karsin sen, bu köprüyü yaptirarak ne denli iyi ve ne denli büyük bir insan oldugunu gösterdin,dedi agabeyine.-Simdi bir büyüklük daha yap ve sen de kollarini açarak bana gel&#8230;Köprünün iki ucundan ortaya dogru yürüyen kardesler,köprünün ortasinda bir<br />
araya geldiler ve özlemle kucaklastilar. Büyük kardes bir ara arkasina baktiginda,çantasini toplayip, oradan ayrilmakta olan ustayi gördü.<br />
-Gitme, dur, bekle, diye seslendi ona.<br />
-Sana yaptiracagim birkaç is daha var, çiftligimde&#8230;<br />
Usta gülümsedi;-Ben buradaki isimi tamamladim, gitmem gerek, dedi ve ekledi:-Yapmam gereken daha çok köprü var. Köprüleri kurabilecek gücünüz hiç eksik olmasin,Köprüleri kurduktan sonra da, yikilmamasi için sık sık bakimini yapin, yani sevdiklerinize zaman ayirin, o köprü yoluyla sık sık gönüllerini ziyaret edin.&#8221; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircmrc.com/kardeslik-hikayesi-hikaye-hikayeleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Leyla ile Mecnun hikayesi</title>
		<link>http://www.mircmrc.com/leyla-ile-mecnun-hikayesi.htm</link>
		<comments>http://www.mircmrc.com/leyla-ile-mecnun-hikayesi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 11:16:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircmrc.com/?p=256</guid>
		<description><![CDATA[Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur. Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır. Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen bu macerayı Leyla&#8217;nın annesi öğrenir. Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez. Kays okulda Leyla&#8217; yı göremeyince [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur.<br />
Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır.<br />
Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen<br />
bu macerayı Leyla&#8217;nın annesi öğrenir.<br />
Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez.<br />
Kays okulda Leyla&#8217; yı göremeyince üzüntüden çılgına döner,<br />
başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar.</p>
<p>Mecnun&#8217; un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla&#8217;yı isterse de Mecnun<br />
(deli, çılgın) oldu diye Leyla&#8217; yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun&#8217; u çölde bulur.<br />
Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve<br />
mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ&#8217; yı tanımaz.<br />
Babası Mecnûn&#8217; u iyileşmesi için Kâbe&#8217; ye götürür.<br />
Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn,<br />
kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder:</p>
<p>&#8220;Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni<br />
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni.&#8221;</p>
<p>Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar.<br />
Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir.</p>
<p>Bir zaman sonra âilesi, Leylâ&#8217; yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir.<br />
Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de<br />
mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm&#8217; ı vuslatından uzak tutmayı başarır.</p>
<p>Mecnûn, çölde, Leylâ&#8217; nın evlendiğini arkadaşı Zeyd&#8217; den işitince çok üzülür.<br />
Leylâ&#8217; ya acı bir sitem mektubu gönderir.<br />
Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn&#8217; a anlatır.<br />
Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder.</p>
<p>Bir müddet sonra Mecnûn&#8217; un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner.<br />
Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn&#8217; u çölde aramaya başlar.<br />
Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ&#8217;nın<br />
maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn&#8217; u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz.<br />
Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer.<br />
Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ&#8217; nın ölüm haberini öğrenir.<br />
Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler;</p>
<p>&#8220;Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez<br />
Cânânsuz cihân gerekmez.&#8221;</p>
<p>Der, kabri kucaklayarak ölür.</p>
<p>Bir müddet sonra Mecnûn&#8217; un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında,<br />
Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür.<br />
Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki:<br />
&#8220;Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ&#8217; dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri,<br />
aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircmrc.com/leyla-ile-mecnun-hikayesi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

